Anısı olan herşey bence kıymetlidir, maddi değerleri ne olursa olsun bu parçalar mekana sıcak bir elektrik katar. Sıcak bir atmosferin ilk şartı vefadır. Eski eşyalarımıza, dostluklarımıza, unutmak istemediğimiz kişi ve anıların fotoğraflarına vefalı isek ve bunları çevremizde bulundurursak, bunlar yaşadığımız mekanı ısıtır ve gerçek yapar. Özenli bir dekorasyon bir evi şık, güzel yada kaliteli yapmaya yetmez. Pahalı eşya ve objelerin üst üste yığılımı ise bir mekanı sofistike yapmak için yetersiz kalır. Ancak bir mekanda yaşayan her detaya yansıtılabilen özen ve seçicilik sonucu sofistike bir atmosfer yaratılabilir. 20. Asır başında inşaa edilmiş bir binada bulunan dairenin salonu, dönemin elektrik zevkini yansıtan mobilyalarla döşendi. Romantik perdeler ve duvara uygulanan duvar resimleri mekana masalsı bir hava verdi. Altın rengi, zeytin yeşili ve bordo. Bu üç renk antika parçalarda kullanıldığında ortaya çıkan ahenkli ve dingin ihtişama görmeden inanmak mümkün değil. Bazen antika objeleri mimariye entegre etmek de mümkün olabiliyor. Bir Fransız prensesine ait olan iki mermer heykel, bu 19. yüzyıl Osmanlı köşkünün salonundan boğazı tepeden seyrederken hayatlarından hayli memnun gibiler. Kristal avizeler, natürmort tablolar ve tabii ki mermer şömine bence klasik bir yemek odasının vazgeçilmez üç unsuru. Bordo, Osmanlı'nın en sevdiği renklerin başındadır. Bu muhteşem yalıda yerdeki Uşak halısının bordosundan yola çıkarak bu rengin tonlarını bütün mekanda kullandık. Yalının kabul salonunda günbatımı renklerinin bütün tonları kullanıldı. Sabah güneşini alan bu kahve odasında kullanılan Uşak halısının renklerini vurgulamak için sadece kahve, bej ve amber renginin tonları kullanıldı. Antikalar Rejans ve Restorasyon dönemlerinden seçildi. Ciddi ve maskülen atmosferi siyah fonlu Osmanlı yazmaları tamamladı. Bu misafir yatak odasının renklerinin seçiminde Edirne çeyiz sandığı bize birçok renk ve desen sırrını fısıldadı. Eğer üzerinde çalışılacak mekanın tarihsel özellikleri varsa öncelikle bu öğeleri göz önüne alıp onlara uyumlu ve saygılı biçimde tasarıma başlamak gerekir. Bu projede 19. yüzyıla ait olduğu belirlenen yalı, önce aslına uygun olarak restore edildi. Daha sonra iç mimari detayları zenginleştirildi ve tek tek toplanan antika mobilya ve aksesuarlarla birlikte bunlara uyacak nötr eşyalar tasarlanarak dekore edildi. Bütün çalışmalarımızda olduğu gibi burada da bu mekan için tasarlanan ya da seçilen yeni eşyaların antikalardan bir adım geride kalmasına itina edilerek eklektik bir kakofoni önlendi. Zemindeki Feshane halısında olduğu gibi çalışmalarımızda bazı parçalar aslına birebir uygun olarak orjinal dönem teknikleriyle üretilmektedir. Bu çalışmada değişik zamanlara ait farklı ülkelerden antika parçalar ev sahipleriyle birlikte seçilerek bir arada kullanıldı. İlave edilen bazı aksesuar ve tablolarla Osmanlı zevki şeffaf bir vernik gibi yapılan dekorasyonun üzerinden geçilince tamamen batılı zevkinde ama içinde bulunduğu coğrafyayı da inkar etmeyen bir tasarım ortaya çıktı. Büyük ve açık mekanlar bana hiçbir zaman cazip gelmemiştir. Birbiri içine açılan ve farklı fonksiyonlara göre tasarlanan mekanları her zaman daha gizemli ve ağırbaşlı bulmuşumdur. Mekan, iki boyutlu plan ve yükseklikten yani üç öğeden oluşur. Eğer belli bir yükseklik orantısı yoksa alanın aşırı geniş olması sadece bir eşya deposu görünümü verir. Bence klasik atmosferlere en çok yakışan renkler sonbahar tonlarıdır. Bu yemek odasında söz sahibi olan parça Halil Paşa'nın olağanüstü güzellikteki tablosu oldu. Renk seçimlerini, yerleşimleri, tarz belirlemelerini hep bu Osmanlı halayığın sesine kulak vererek yaptık. Eğer her parçayı severek alıyor, bilerek seçiyor ve mekana öylece yerleştiriyorsak renkleri, dönemleri, tarzları ve yapıldıkları yerler birbirine uymasa da objeler mutlaka birlikte bir ahenk yaratacaktır. Aynı göz, kalp ve beğeniyle seçilen eşyaların birbirine alışması ve anlaşabilmeleri için biraz zaman verirseniz ortaya çıkan kişilikli uyumu göreceksiniz. Osmanlı İmparatorluğu'na mobilya 19. yüzyılda Fransız zevkiyle girdi. Ancak Osmanlı, bir taraftan Uşak, Feshane gibi yöresel halıları, diğer taraftan İran ve Kafkas halılarını hep baş tacı etti. Eski halı ve eski tekstil dekorasyonda kullanmaya alışmak ve müşteriyi alıştırmak hayli zordur ama yüzlerce yıl önce göz nuru ile atılmış düğümlerin mekana getirdiği ruhu başka türlü yakalamaya pek imkan yoktur. Varaklı eşyanın sadece müdahale görmemiş olanları ve güzel yaşlananlarını dekorasyonda kullanmak mekana kalite ve ruh katabilir. Yenilenmiş yaldız ve altın varaklar yüzlerce yıllık ahşapların ruhunu yok edebileceği gibi dekorasyonları sadece ucuz bir zenginlik teşhiri haline getirebilir. Varaklı eşya seçerken, restore edilemeyip sadece tamir edilmiş olanları seçmeye özen göstermek gerekir. Sürekli baharın yaşandığı bir kış bahçesinde yemek yiyebilme keyfini ilkbahar temalı duvar resmi uygulaması ve seçilen bois-peint mobilyalar sağlıyor. Doğru seçilen eşyalarla bir dairede bile hoş bir yaşanmışlık elde etmek mümkün. Hele bir de yıllar içinde biriktirilmiş güzel antika parçalar varsa... Bir konutta ayrılması gereken ilk mekan yemek odasıdır. Küçük bile olsa yemek odasını mutlaka ayrı bir mekanda yaratmak gerekir. En iyi porselen ve kristal sofra takımlarıyla bile hazırlanmış olsa, yemeğin bitiminde her sofra bir bulaşık tezgahıdır ve kimse konuklarının bunu seyrederek kahve içmesini istemez. Ancak ahşap kaplı duvarlar, eski halılar, ikat kumaşlar, yanan bir şömine ve servise hazır içkiler bir aradaysa gerçek bir kır eviniz var demektir. Beş yıl önce ev sahiplerinin elinde var olan bir bakara avizeyi elle boyayarak bu görüntüyü elde etmiştik. Şimdi bu avizeleri bulmak çok kolay. Neo-klasik şömine ve vazolar, modern tablolar, Serapi halı, koyu kahve deri koltuklar. Buradaki uyum ve renk bütünlüğüne dayandırılmış. Galerili bir mekan büyük bir şans. Modern ya da klasik bütün düzenlemelerde simetri, ifade edilmek istenen tarzın altını çizer, kararlı, dingin, içten içe iddialı ve emek verilmiş bir görüntü yaratır. Bu 19. yüzyıla ait yalının simetrik çift merdivenleri bize tasarımın tamamında yol gösterici oldu. Salonun duvarlarına karşılıklı yerleştirdiğimiz ikiz şöminelerle başlattığımız simetrik tutumu yemek odasına yerleştirdiğimiz çift yemek masasına kadar taşıdık. Doğanın güzelliğiyle yarışmaya çalışmak imkansız. En doğrusu onun bir adım gerisinde saygıyla durabilmek ve minimum müdaheleyle doğayla yaşamanın keyfine varmak. Belli bir mimari karakteri bulunmayan binaları restore ederken; dikkatli dokunuşlarla içinde bulunduğu çevreye ve kullanıcılarına daha uygun hale getirmek mümkün olabiliyor. Söz konusu proje eğer boğazın incileri diyebileceğimiz yalılardan birisi ise, cephelerini hiç taviz vermeden aslına en uygun biçimde restore etmek mimari bir sorumluluk hatta yükümlülüktür. Moderni, klasiği, doğuyu, batıyı uygun yoğunlukta birbirine karıştırabilirse karşınıza zamana ve coğrafyaya hem meydan okuyan ama hem de varolduğu dönemi, coğrafyayı inceden inceye yansıtan mekanlar ortaya çıkabilir. Bu eski boğaz yalısında İtalya'dan getirdiğimiz eski ahşap parkeleri kullandık. Çağdaş tablolar mekana gençlik, enerji ve içinde yaşadığımız modern çağın izini taşıdı. Boğazın mavisi, yeşili, tarihi, zarafeti ve bunların oluşturduğu dingin görüntü. Bence, binaların inşaası sırasında, doğaya saygılı olmak yetmez. Amaç zaman içinde binanın doğayla bütünleşip, hemen hemen gözden kaybolmasını sağlamaktır. Boğaz yalıları denize ve yeşile doyamazlar, bazen ellerini böğürlerine dayayıp ikinci katlarından korularını ve boğazın sularını izlerler. 19. asrın ihtişamını tekrar yaratmak ve günümüz teknolojisini böylesine gösterişli bir atmosfere adapte edebilmek için itinayla çalışmak gerekir. Altın varakların, parlak ipeklerin, ve ağır antikaların birlikte kullanılacağı bir mekan öngörülüyorsa bütün bu yoğunluğu hafifletip bir ölçüde bile olsa nötralize edebilmek için seçilen renklere çok dikkat etmek gerekir. Kullanılacak sonbahar renkleri toprak ve kum rengi tonları baş döndürücü olabilecek bir gösterişi kaliteli bir zenginlik çizgisine çekebilir. Kış ve öğleden sonra odaların güven verici sıcaklığını sadece koyu renk ahşap kaplamalar ve yine koyu renk kumaşlar verebiliyor. Boğaziçinin birçok küçük mücevherlerinden biri de bu çardak. Nedense eski yalılar bizleri hep aynı sakin misafirperverlik ve ağırbaşlılıkla karşılar sonra da bizi nazikçe iç salonlarına davet ederler. Geçmişin sediri, bugünün kanepesi, Osmanlı tekstillerinin büyüsü ve yüzlerce gülabdandan oluşan bir koleksiyon herhalde en çok bir boğaz yalısına yakışır. Aslında bizim yaptığımız sadece bu eski dostları alışık oldukları bir atmosferde buluşturmak. Bu salondaki feshane halının yüzyılı aşkın bir zamanda olgunlaşan renkleri o kadar güzelki mekanda insan başka bir renk kullanmaya cesaret edemiyor. 18 asır İstanbul üretimi taht çağdışı gravürü izlemektedir. Modern dekorasyonların da bir dili, kişiye özelliği, kendine güveni ve hatta bir ihtişamı olabilir. Modern atmosferlerde doğru seçilecek çağdaş sanat eserleri bu mekanların ana temasını oluşturabilirler. Bütün koltuk ve kanepeleri kırmızı yapmakla bu rengin etkisi alınamaz, nötr bir atmosfere yerleştirilen bir renk kendisini çok daha yüksek sesle ifade eder. Modern tarzı da hareketli ve sıcak biçimde kullanmak mümkün... Post modern binalarda Osmanlı sanatının ürünlerini gene post modern bir biçimde kullanmak, ağarlığı olan ancak enerjik bir etki yaratır. Modern de olsalar bazı mekanlarda arzu edilen sıcaklığı renklerle yakalamak mümkün. Bej, renk olarak belki de hiç kimsenin itirazı olmayan tek renktir ve homojen kullanıldığında gerçekten rahat bir atmosfer yaratabilir. Modern mekanların karakterini klasik mekanların aksine doluluklar değil boşluklar verir. Yatak odalarını tasarlarken bu mekanlara en çok dinlenmek için sığındığımızı mutlaka göz önüne alıp sakin atmosferler yaratmak gerekiyor. Klasik ve modern eşyayı birlikte kullanırken bu tarzlardan birinin mutlaka diğerine baskın olabilecek bir dozda olması gerekir. Bu, eklektik mekanların bir dili olmasını sağlar. Modern eşyaları tasarlayıp üretirken kalitelerinin mutlaka en üst düzeyde olması gerekir. Zira onların yalınlığı her türlü hatayı hemen yüzümüze vururlar. Koridorlar ve geçiş alanları uygun biçimde değerlendirilip giydirildiği zaman bu mekanların yer kaybı değil aslında yaşama alanlarının nefesini tazeleyen damarlar olduğu anlaşılıyor. Olağanüstü ebat ve güzellikteki bu satsuma küp adeta evin ağırlık merkezini işaret ediyor. Doğulu ve batılı detayların uygun dozda, beraber kullanımı Türk kültürüne çok uygun bir yaşanmışlık atmosferi yaratıyor. Marmara mermerinin siyah ve beyazı o denli karakterli ki küçük bir mekanda kullanıldığında bu kadim taşın renklerine bütün tasarımda sadık kalmak en doğrusu... Mermer yüzyıllardır banyolara kalite katan bir materyaldir. Bursa ovasını seyreden bu yüzme havuzu, içinde yer aldığı bahçe ve seyrettiği uçsuz bucaksız ova kadar dingin... Modern bir dekorasyon için ön şart, karakteri olan bir mekandır, durum böyle olduğunda nötr eşya ve kumaşlar mekanın albenisinin gerisinde kalabilirler. Modern mekanlarda kaliteli uygun malzemelerle, iç mimari ögelerin alışılmışın üzerindeki ebatları ve tekrarlarla bir ihtişam yaratmak mümkün olabiliyor. Ancak böylesine bir yüzme havuzu deniz özlemini bir ölçüde de olsa tatmin edebilir. Ofislerin sadeliği o ofiste yapılmakta olan işin kalitesini ön plana çıkartır, bu da bir işyeri için yeterli çekicilik yaratır. Bazı mekanları tasarlarken içlerinde bulundukları binanın büyüsüne uygun olmasına dikkat sarf ediyoruz, hele söz konusu yapı tarihi bir eser ise yapılan her seçim çok itinalı olmayı gerektiriyor. Simetrik bir düzende açık bir mekân olarak tasarlanan salon, beyazın verdiği minimal etkiyi biraz sanat biraz da aile sıcaklığıyla yumuşatıyor... Çok nötr ve modern bir evde de dikkatli olunduğunda çok kaliteli bir hava yaratmak ve etkileyicilik mümkün yalnızca eşya ve sanat eserlerinin kuvvet dengesine dikkat sarf etmek kaydıyla...